Skip to main content

لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوْا لَكَ الْاُمُوْرَ حَتّٰى جَاۤءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كٰرِهُوْنَ   ( التوبة: ٤٨ )

Verily
لَقَدِ
andolsun ki
they had sought
ٱبْتَغَوُا۟
istediler
dissension
ٱلْفِتْنَةَ
fitne çıkarmak
before before
مِن قَبْلُ
önceden de
and had upset
وَقَلَّبُوا۟
ve ters çevirdiler
for you
لَكَ
sana
the matters
ٱلْأُمُورَ
nice işleri
until
حَتَّىٰ
nihayet
came
جَآءَ
geldi
the truth
ٱلْحَقُّ
hak
and became manifest
وَظَهَرَ
galebe çaldı
(the) Order of Allah
أَمْرُ
emri
(the) Order of Allah
ٱللَّهِ
Allah'ın
while they
وَهُمْ
ve onlar
disliked (it)
كَٰرِهُونَ
istemedikleri halde

leḳadi-btegavu-lfitnete min ḳablü veḳallebû leke-l'ümûra ḥattâ câe-lḥaḳḳu veżahera emru-llâhi vehüm kârihûn. (at-Tawbah 9:48)

Diyanet Isleri:

And olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Allah'ın emri üstün geldi.

English Sahih:

They had already desired dissension before and had upset matters for you until the truth came and the ordinance [i.e., victory] of Allah appeared, while they were averse. ([9] At-Tawbah : 48)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki onlar, bundan önce de fitne ve fesat peşinde koşmuşlar, işini gevşetmeye uğraşıp aleyhine düzenler kurmuşlardı da sonucu gerçek olan yardım vaadi gelip çatmış ve Allah'ın dini, onların zoruna gitse de meydana çıkmıştı.