Skip to main content

قَالَ اَبَشَّرْتُمُوْنِيْ عَلٰٓى اَنْ مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُوْنَ   ( الحجر: ٥٤ )

He said
قَالَ
dedi ki
"Do you give me glad tidings
أَبَشَّرْتُمُونِى
beni mi müjdelediniz?
"Do you give me glad tidings
عَلَىٰٓ
(rağmen)
although has overtaken me
أَن مَّسَّنِىَ
bana dokunasına
old age?
ٱلْكِبَرُ
ihtiyarlık
Then about what
فَبِمَ
ne tuhaf
you give glad tidings?"
تُبَشِّرُونَ
müjdeliyorsunuz

ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn. (al-Ḥijr 15:54)

Diyanet Isleri:

"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:

English Sahih:

He said, "Have you given me good tidings although old age has come upon me? Then of what [wonder] do you inform?" ([15] Al-Hijr : 54)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinaden müjde vermektesiniz bana?