Skip to main content

ذٰلِكَ مِنْ اَنْۢبَاۤءِ الْغَيْبِ نُوْحِيْهِ اِلَيْكَۚ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ اَجْمَعُوْٓا اَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُوْنَ  ( يوسف: ١٠٢ )

That
ذَٰلِكَ
bu
(is) from the news
مِنْ أَنۢبَآءِ
haberlerindendir
(of) the unseen
ٱلْغَيْبِ
gayb
which We reveal
نُوحِيهِ
vahyettiğimiz
to you
إِلَيْكَۖ
sana
And not
وَمَا
değildin
you were
كُنتَ
sen
with them
لَدَيْهِمْ
onların yanında
when
إِذْ
zaman
they put together
أَجْمَعُوٓا۟
toplandıkları
their plan
أَمْرَهُمْ
yapacakları işleri için
while they
وَهُمْ
ve onlar
(were) plotting
يَمْكُرُونَ
tuzak kurarlarken

ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ ecme`û emrahüm vehüm yemkürûn. (Yūsuf 12:102)

Diyanet Isleri:

Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.

English Sahih:

That is from the news of the unseen which We reveal, [O Muhammad], to you. And you were not with them when they put together their plan while they conspired. ([12] Yusuf : 102)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

İşte bu, gaibe ait haberlerdendir ki sana vahyetmedeyiz. Düzene girişerek yapacakları işi kararlaştırdıkları zaman yanlarında değildin ya.