Skip to main content

اِنِّيْٓ اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيْمٍ ۗ   ( الشعراء: ١٣٥ )

Indeed I
إِنِّىٓ
doğrusu ben
[I] fear
أَخَافُ
korkuyorum
for you
عَلَيْكُمْ
size
(the) punishment
عَذَابَ
azabından
(of) a Day
يَوْمٍ
bir günün
Great"
عَظِيمٍ
büyük

innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm. (aš-Šuʿarāʾ 26:135)

Diyanet Isleri:

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

English Sahih:

Indeed, I fear for you the punishment of a terrible day." ([26] Ash-Shu'ara : 135)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki ben, o pek büyük günün azabı size gelip çatacak, ondan korkuyorum.