Skip to main content

هٰٓاَنْتُمْ هٰٓؤُلَاۤءِ حَاجَجْتُمْ فِيْمَا لَكُمْ بِهٖ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَاۤجُّوْنَ فِيْمَا لَيْسَ لَكُمْ بِهٖ عِلْمٌ ۗ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ واَنْتُمْ لَا تَعْلَمُوْنَ  ( آل عمران: ٦٦ )

Here you are -
هَٰٓأَنتُمْ
işte siz
those who
هَٰٓؤُلَآءِ
böylesiniz
argued
حَٰجَجْتُمْ
tartışıyorsunuz
about what
فِيمَا
olan şey
[for] you
لَكُم
sizin
of it
بِهِۦ
onun (hakkında)
(have some) knowledge
عِلْمٌ
biraz bilginiz
Then why
فَلِمَ
ama neden?
(do) you argue
تُحَآجُّونَ
tartışıyorsunuz
about what
فِيمَا
hakkında
not
لَيْسَ
olmayan
for you
لَكُم
sizin
of it
بِهِۦ
onun (hakkında)
(any) knowledge
عِلْمٌۚ
bilginiz
And Allah
وَٱللَّهُ
Allah
knows
يَعْلَمُ
bilir
while you
وَأَنتُمْ
ve siz
(do) not know
لَا تَعْلَمُونَ
bilmezsiniz

hâentüm hâülâi ḥâcectüm fîmâ leküm bihî `ilmün felime tüḥâccûne fîmâ leyse leküm bihî `ilm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn. (ʾĀl ʿImrān 3:66)

Diyanet Isleri:

Siz, hadi bilginiz olan şey üzerinde tartışanlarsınız. Ama bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

English Sahih:

Here you are – those who have argued about that of which you have [some] knowledge, but why do you argue about that of which you have no knowledge? And Allah knows, while you know not. ([3] Ali 'Imran : 66)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Şöyleböyle bilginiz olan şeye dair tartışıp duruyorsunuz ama hiç bilginiz olmayan şeyde de ne diye tartışmaya kalkışırsınız? Allah bilir, siz bilmezsiniz.