Skip to main content

وَّقَالُوْٓا اٰمَنَّا بِهٖۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَّكَانٍۢ بَعِيْدٍۚ   ( سبإ: ٥٢ )

And they will say
وَقَالُوٓا۟
ve demektedirler
"We believe
ءَامَنَّا
inandık
in it"
بِهِۦ
ona
But how
وَأَنَّىٰ
ama nasıl olur?
for them
لَهُمُ
onlar için
(will be) the receiving
ٱلتَّنَاوُشُ
elde etmeleri
from a place
مِن مَّكَانٍۭ
yerden
far off?
بَعِيدٍ
uzak

veḳâlû âmennâ bih. veennâ lehümü-ttenâvuşü mim mekânim be`îd. (Sabaʾ 34:52)

Diyanet Isleri:

Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?

English Sahih:

And they will [then] say, "We believe in it!" But how for them will be the taking [of faith] from a place far away? ([34] Saba : 52)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden imana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?