Skip to main content

وَاِنْ يَّكَادُ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا لَيُزْلِقُوْنَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُوْلُوْنَ اِنَّهٗ لَمَجْنُوْنٌ ۘ  ( القلم: ٥١ )

And indeed
وَإِن
ve
would almost
يَكَادُ
neredeyse
those who
ٱلَّذِينَ
kimseler
disbelieve
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
surely make you slip
لَيُزْلِقُونَكَ
seni devireceklerdi
with their eyes
بِأَبْصَٰرِهِمْ
gözleriyle
when
لَمَّا
zaman
they hear
سَمِعُوا۟
işittikleri
the Message
ٱلذِّكْرَ
Zikr(Kur'an)'ı
and they say
وَيَقُولُونَ
ve diyorlardı
"Indeed he
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
(is) surely mad"
لَمَجْنُونٌ
mecnundur

veiy yekâdü-lleẕîne keferû leyüzliḳûneke biebṣârihim lemmâ semi`ü-ẕẕikra veyeḳûlûne innehû lemecnûn. (al-Q̈alam 68:51)

Diyanet Isleri:

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

English Sahih:

And indeed, those who disbelieve would almost make you slip with their eyes [i.e., looks] when they hear the message, and they say, "Indeed, he is mad." ([68] Al-Qalam : 51)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Ve az kalmıştı ki kafirler, Kur'an'ı duydukları zaman seni gözleriyle yiyip helak etsinler ve derlerdi ki: Şüphe yok, bu, bir deli elbette.