Skip to main content

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ اِلَّا بِالْحَقِّۗ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيْلَ   ( الحجر: ٨٥ )

And not
وَمَا
ve
We created
خَلَقْنَا
biz yaratmadık
the heavens
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
gökleri
and the earth
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
and whatever
وَمَا
ve ne de
(is) between them
بَيْنَهُمَآ
bunlar arasındakileri
except
إِلَّا
ancak (yarattık)
in truth
بِٱلْحَقِّۗ
hak ile
And indeed
وَإِنَّ
ve mutlaka
the Hour
ٱلسَّاعَةَ
o sa'at
(is) surely coming
لَءَاتِيَةٌۖ
gelecektir
So overlook
فَٱصْفَحِ
şimdi sen hareket et
(with) forgiveness
ٱلصَّفْحَ
bir hoşgörü ile
gracious
ٱلْجَمِيلَ
güzel

vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl. (al-Ḥijr 15:85)

Diyanet Isleri:

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.

English Sahih:

And We have not created the heavens and earth and that between them except in truth. And indeed, the Hour is coming; so forgive with gracious forgiveness. ([15] Al-Hijr : 85)

1 Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyamet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.