Skip to main content

فَكَذَّبَ
fakat o yalanladı
وَعَصَىٰ
ve karşı geldi

fekeẕẕebe ve`aṣâ.

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

Tefsir

ثُمَّ
sonra
أَدْبَرَ
sırtını döndü
يَسْعَىٰ
çalışmağa koyuldu

ŝümme edbera yes`â.

Geri dönüp yürüdü.

Tefsir

فَحَشَرَ
topladı
فَنَادَىٰ
ve bağırdı

feḥaşera fenâdâ.

Adamlarını toplayıp seslendi:

Tefsir

فَقَالَ
ve dedi
أَنَا۠
ben
رَبُّكُمُ
sizi Rabbinizim
ٱلْأَعْلَىٰ
en yüce

feḳâle ene rabbükümü-l'a`lâ.

"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

Tefsir

فَأَخَذَهُ
onu cezalandırdı
ٱللَّهُ
Allah
نَكَالَ
azabıyle
ٱلْءَاخِرَةِ
sonun
وَٱلْأُولَىٰٓ
ve ilkin

feeḫaẕehü-llâhü nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

Tefsir

إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَعِبْرَةً
elbette ibret(ler)
لِّمَن
kimseler için
يَخْشَىٰٓ
korkacak

inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

Tefsir

ءَأَنتُمْ
siz mi?
أَشَدُّ
daha çetinsiniz
خَلْقًا
yaratılışça
أَمِ
yoksa
ٱلسَّمَآءُۚ
gök (mü?)
بَنَىٰهَا
(Allah) onu yaptı

eentüm eşeddü ḫalḳan emi-ssemâü. benâhâ.

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Tefsir

رَفَعَ
yükseltti
سَمْكَهَا
kalınlığını
فَسَوَّىٰهَا
onu düzenledi

rafe`a semkehâ fesevvâhâ.

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Tefsir

وَأَغْطَشَ
örtüp kararttı
لَيْلَهَا
gecesini
وَأَخْرَجَ
ve açığa çıkardı
ضُحَىٰهَا
kuşluğunu

veagṭaşe leylehâ veaḫrace ḍuḥâhâ.

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

Tefsir

وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بَعْدَ
sonra da
ذَٰلِكَ
bundan
دَحَىٰهَآ
yayıp yuvarlattı

vel'arḍa ba`de ẕâlike deḥâhâ.

Ardından yeri düzenlemiştir.

Tefsir