Skip to main content

ءَآلْـَٰٔنَ
şimdi mi?
وَقَدْ
oysa
عَصَيْتَ
isyan etmiştin
قَبْلُ
daha önce
وَكُنتَ
ve olmuştun
مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ
bozgunculardan

âl'âne veḳad `aṣayte ḳablü vekünte mine-lmüfsidîn.

O'na: "Şimdi mi inandın? Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin" dendi.

Tefsir

فَٱلْيَوْمَ
bugün
نُنَجِّيكَ
kurtaracağız
بِبَدَنِكَ
senin bedenini
لِتَكُونَ
olman için
لِمَنْ
kimseler için
خَلْفَكَ
kendinden sonraki
ءَايَةًۚ
bir ibret
وَإِنَّ
gerçekte ise
كَثِيرًا
çoğu
مِّنَ ٱلنَّاسِ
insanlardan
عَنْ ءَايَٰتِنَا
ayetlerimizden
لَغَٰفِلُونَ
habersizdirler

felyevme nüneccîke bibedenike litekûne limen ḫalfeke âyeh. veinne keŝîram mine-nnâsi `an âyâtinâ legâfilûn.

"Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız" dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.

Tefsir

وَلَقَدْ
andolsun
بَوَّأْنَا
yerleştirdik
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
مُبَوَّأَ
bir yere
صِدْقٍ
iyi
وَرَزَقْنَٰهُم
ve onları rızıklandırdık
مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ
temiz şeylerle
فَمَا ٱخْتَلَفُوا۟
ayrılığa düşmediler
حَتَّىٰ
kadar
جَآءَهُمُ
kendilerine gelinceye
ٱلْعِلْمُۚ
ilim
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْضِى
hükmünü verir
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
hususlarda
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
onda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri

veleḳad bevve'nâ benî isrâîle mübevvee ṣidḳiv verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibât. feme-ḫtelefû ḥattâ câehümü-l`ilm. inne rabbeke yaḳḍî beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.

Tefsir

فَإِن
eğer
كُنتَ
isen
فِى
içinde
شَكٍّ
kuşku
مِّمَّآ
şeyden
أَنزَلْنَآ
indirdiğimiz
إِلَيْكَ
sana
فَسْـَٔلِ
o halde sor
ٱلَّذِينَ
kimselere
يَقْرَءُونَ
okuyan(lara)
ٱلْكِتَٰبَ
kitap
مِن قَبْلِكَۚ
senden önce
لَقَدْ
andolsun ki
جَآءَكَ
sana geldi
ٱلْحَقُّ
gerçek
مِن رَّبِّكَ
Rabbinden
فَلَا
sakın
تَكُونَنَّ
olma
مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
şüpheye düşenlerden

fein künte fî şekkim mimmâ enzelnâ ileyke fes'eli-lleẕîne yaḳraûne-lkitâbe min ḳablik. leḳad câeke-lḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.

Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.

Tefsir

وَلَا
ve sakın
تَكُونَنَّ
olma
مِنَ ٱلَّذِينَ
kimselerden
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lar)
بِـَٔايَٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَتَكُونَ
yoksa olursun
مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
hüsrana uğrayanlardan

velâ tekûnenne mine-lleẕîne keẕẕebû biâyâti-llâhi fetekûne mine-lḫâsirîn.

Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun.

Tefsir

إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
حَقَّتْ
kesinleşmiş olan(lar)
عَلَيْهِمْ
haklarında
كَلِمَتُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmezler

inne-lleẕîne ḥaḳḳat `aleyhim kelimetü rabbike lâ yü'minûn.

Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.

Tefsir

وَلَوْ
bile
جَآءَتْهُمْ
gelse
كُلُّ
bütün
ءَايَةٍ
ayetler
حَتَّىٰ
kadar
يَرَوُا۟
görünceye
ٱلْعَذَابَ
azabı
ٱلْأَلِيمَ
acıklı

velev câethüm küllü âyetin ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.

Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.

Tefsir

فَلَوْلَا
bulunsaydı ya!
كَانَتْ قَرْيَةٌ
bir kasaba
ءَامَنَتْ
iman eden
فَنَفَعَهَآ
kendine yarar sağlayan
إِيمَٰنُهَآ
imanı
إِلَّا
dışında
قَوْمَ
kavminin
يُونُسَ
Yunus
لَمَّآ
ne zaman ki
ءَامَنُوا۟
iman ettiler
كَشَفْنَا
kaldırdık
عَنْهُمْ
üzerlerinden
عَذَابَ
azabını
ٱلْخِزْىِ
rezillik
فِى ٱلْحَيَوٰةِ
hayatında
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَمَتَّعْنَٰهُمْ
ve onları yararlandırdık
إِلَىٰ حِينٍ
belli bir süreye kadar

felevlâ kânet ḳaryetün âmenet fenefe`ahâ îmânühâ illâ ḳavme yûnüs. lemmâ âmenû keşefnâ `anhüm `aẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ vemetta`nâhüm ilâ ḥîn.

Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.

Tefsir

وَلَوْ
ve şayet
شَآءَ
dileseydi
رَبُّكَ
Rabbin
لَءَامَنَ
iman ederdi
مَن
kimseler
فِى
bulunan
ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
كُلُّهُمْ
hepsi
جَمِيعًاۚ
topluca
أَفَأَنتَ
sen mi?
تُكْرِهُ
zorlayacaksın
ٱلنَّاسَ
insanları
حَتَّىٰ
kadar
يَكُونُوا۟
oluncaya
مُؤْمِنِينَ
mü'min

velev şâe rabbüke leâmene men fi-l'arḍi küllühüm cemî`â. efeente tükrihü-nnâse ḥattâ yekûnû mü'minîn.

Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?

Tefsir

وَمَا
değildir
كَانَ
mümkün
لِنَفْسٍ
hiç kimsenin
أَن تُؤْمِنَ
iman etmesi
إِلَّا
dışında
بِإِذْنِ
izni
ٱللَّهِۚ
Allah'ın
وَيَجْعَلُ
O gönderir
ٱلرِّجْسَ
iğrenç azabı
عَلَى
üzerlerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا يَعْقِلُونَ
akıl erdiremeyen(ler)

vemâ kâne linefsin en tü'mine illâ biiẕni-llâh. veyec`alü-rricse `ale-lleẕîne lâ ya`ḳilûn.

Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.

Tefsir