Skip to main content

فَفَرَرْتُ
kaçtım
مِنكُمْ
aranızdan
لَمَّا خِفْتُكُمْ
sizden korkunca
فَوَهَبَ
sonra verdi
لِى
bana
رَبِّى
Rabbim
حُكْمًا
hükümdarlık
وَجَعَلَنِى
ve beni yaptı
مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
elçilerden

feferartü minküm lemmâ ḫiftüküm fevehebe lî rabbî ḥukmev vece`alenî mine-lmürselîn.

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.

Tefsir

وَتِلْكَ
ve işte
نِعْمَةٌ
ni'met
تَمُنُّهَا
kaktığın
عَلَىَّ
başıma
أَنْ
(yüzündendir)
عَبَّدتَّ
köle yapman
بَنِىٓ
oğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail

vetilke ni`metün temünnühâ `aleyye en `abbette benî isrâîl.

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.

Tefsir

قَالَ
dedi ki
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
وَمَا
nedir?
رَبُّ
Rabbi
ٱلْعَٰلَمِينَ
alemlerin

ḳâle fir`avnü vemâ rabbü-l`âlemîn.

Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

Tefsir

قَالَ
dedi ki
رَبُّ
Rabbidir
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve olanların
بَيْنَهُمَآۖ
ikisi arasında
إِن
eğer
كُنتُم
iseniz
مُّوقِنِينَ
gerçekten inanan kimseler

ḳâle rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Fir'avn) dedi
لِمَنْ
kimselere
حَوْلَهُۥٓ
çevresinde bulunan
أَلَا تَسْتَمِعُونَ
işitiyor musunuz?

ḳâle limen ḥavlehû elâ testemi`ûn.

Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Musa) dedi
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizdir
وَرَبُّ
ve Rabbidir
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

ḳâle rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

"O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Fir'avn) dedi
إِنَّ
şüphesiz
رَسُولَكُمُ
elçiniz
ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ
gönderilen
إِلَيْكُمْ
size
لَمَجْنُونٌ
mutlaka delidir

ḳâle inne rasûlekümü-lleẕî ürsile ileyküm lemecnûn.

Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Musa) dedi
رَبُّ
Rabbidir
ٱلْمَشْرِقِ
doğunun
وَٱلْمَغْرِبِ
ve batının
وَمَا
ve olanların
بَيْنَهُمَآۖ
bunlar arasında
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْقِلُونَ
düşünüyor

ḳâle rabbü-lmeşriḳi velmagribi vemâ beynehümâ. in küntüm ta`ḳilûn.

Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Fir'avn) dedi
لَئِنِ
andolsun ki eğer
ٱتَّخَذْتَ
edinirsen
إِلَٰهًا
bir tanrı
غَيْرِى
benden başka
لَأَجْعَلَنَّكَ
seni mutlaka yapacağım
مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ
zindana atılanlardan

ḳâle leini-tteḫaẕte ilâhen gayrî leec`alenneke mine-lmescûnîn.

Firavun: "Benden başkasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi.

Tefsir

قَالَ
(Musa) dedi
أَوَلَوْ جِئْتُكَ
sana getirsem de mi?
بِشَىْءٍ
bir şey
مُّبِينٍ
apaçık

ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.

Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi.

Tefsir