Skip to main content

وَأَوْفُوا۟
tam yerine getirin
بِعَهْدِ
ahdini
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِذَا
zaman
عَٰهَدتُّمْ
andlaşma yaptığınız
وَلَا
ve asla
تَنقُضُوا۟
bozmayın
ٱلْأَيْمَٰنَ
yeminleri
بَعْدَ
sonra
تَوْكِيدِهَا
pekiştirdikten
وَقَدْ
çünkü
جَعَلْتُمُ
yaptınız
ٱللَّهَ
Allah'ı
عَلَيْكُمْ
üzerinize
كَفِيلًاۚ
kefil (şahid)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
şeyleri
تَفْعَلُونَ
yaptıklarınız

veevfû bi`ahdi-llâhi iẕâ `âhettüm velâ tenḳuḍü-l'eymâne ba`de tevkîdihâ veḳad ce`altümü-llâhe `aleyküm kefîlâ. inne-llâhe ya`lemü mâ tef`alûn.

Ahitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir.

Tefsir

وَلَا
ve asla
تَكُونُوا۟
olmayın
كَٱلَّتِى
gibi
نَقَضَتْ
çözen kadın
غَزْلَهَا
ipliğini
مِنۢ بَعْدِ
sonra
قُوَّةٍ
kuvvetli
أَنكَٰثًا
büktükten
تَتَّخِذُونَ
bir vasıta yaparak
أَيْمَٰنَكُمْ
yeminlerinizi
دَخَلًۢا
bozucu
بَيْنَكُمْ
aranızda
أَن تَكُونَ
olduğu için
أُمَّةٌ
bir topluluk
هِىَ أَرْبَىٰ
daha çok
مِنْ أُمَّةٍۚ
diğer bir topluluktan
إِنَّمَا
çünkü
يَبْلُوكُمُ
sizi dener
ٱللَّهُ
Allah
بِهِۦۚ
bununla
وَلَيُبَيِّنَنَّ
ve açıklayacaktır
لَكُمْ
size
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
hakkında
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştüğünüz

velâ tekûnû kelletî neḳaḍat gazlehâ mim ba`di ḳuvvetin enkâŝâ. tetteḫiẕûne eymâneküm deḫalem beyneküm en tekûne ümmetün hiye erbâ min ümmeh. innemâ yeblûkümü-llâhü bih. veleyübeyyinenne leküm yevme-lḳiyâmeti mâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.

Tefsir

وَلَوْ
şayet
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَجَعَلَكُمْ
hepinizi yapardı
أُمَّةً
ümmet
وَٰحِدَةً
bir tek
وَلَٰكِن
fakat
يُضِلُّ
şaşırtır
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيَهْدِى
ve doğru yola iletir
مَن
kimseyi
يَشَآءُۚ
dilediği
وَلَتُسْـَٔلُنَّ
ve siz mutlaka sorulacaksınız
عَمَّا
şeylerden
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

velev şâe-llâhü lece`aleküm ümmetev vâḥidetev velâkiy yüḍillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. veletüs'elünne `ammâ küntüm ta`melûn.

Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız.

Tefsir

وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟
yapmayın
أَيْمَٰنَكُمْ
yeminlerinizi
دَخَلًۢا
bozan bir şey
بَيْنَكُمْ
aranızı
فَتَزِلَّ
kayar
قَدَمٌۢ
ayak
بَعْدَ
sonra
ثُبُوتِهَا
sağlam bastıktan
وَتَذُوقُوا۟
ve tadarsınız
ٱلسُّوٓءَ
kötülüğü
بِمَا
dolayı
صَدَدتُّمْ
engel olduğunuzdan
عَن سَبِيلِ
yoludan
ٱللَّهِۖ
Allah'ın
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

velâ tetteḫiẕû eymâneküm deḫalem beyneküm fetezille ḳademüm ba`de ŝübûtihâ veteẕûḳu-ssûe bimâ ṣadettüm `an sebîli-llâh. veleküm `aẕâbün `ażîm.

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin ki, bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak sürçebilir; Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız ve (ahirette de) büyük bir azaba uğrarsınız.

Tefsir

وَلَا
ve asla
تَشْتَرُوا۟
satmayın
بِعَهْدِ
verdiğiniz sözü
ٱللَّهِ
Allah'a
ثَمَنًا
bir paraya
قَلِيلًاۚ
az
إِنَّمَا
şüphesiz
عِندَ
yanında olan
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُوَ
o
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
لَّكُمْ
sizin için
إِن
eğer
كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
bilirseniz

velâ teşterû bi`ahdi-llâhi ŝemenen ḳalîlâ. innemâ `inde-llâhi hüve ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

Allah'ın ahdini hiçbir değere değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha iyidir.

Tefsir

مَا
bulunan
عِندَكُمْ
sizin yanınızda
يَنفَدُۖ
tükenir
وَمَا
bulunan ise
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah'ın
بَاقٍۗ
kalıcıdır
وَلَنَجْزِيَنَّ
elbette vereceğiz
ٱلَّذِينَ
kimselerin
صَبَرُوٓا۟
sabreden(lerin)
أَجْرَهُم
karşılığını
بِأَحْسَنِ
en güzeliyle
مَا كَانُوا۟
olduklarının
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

mâ `indeküm yenfedü vemâ `inde-llâhi bâḳ. velenecziyenne-lleẕîne ṣaberû ecrahüm biaḥseni mâ kânû ya`melûn.

Sizde olanlar tükenir ama, Allah katında olanlar sonsuzdur, tükenmez. Sabredenlere ecirlerini, yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

Tefsir

مَنْ
her kim
عَمِلَ
bir iş yaparsa
صَٰلِحًا
iyi
مِّن ذَكَرٍ
erkekten
أَوْ
veya
أُنثَىٰ
kadından
وَهُوَ
o
مُؤْمِنٌ
inanmış olarak
فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ
onu yaşatırız
حَيَوٰةً
bir hayatla
طَيِّبَةًۖ
hoş
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
ve elbette veririz
أَجْرَهُم
onların ücretini
بِأَحْسَنِ
en güzeliyle
مَا كَانُوا۟
olduklarının
يَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

men `amile ṣâliḥam min ẕekerin ev ünŝâ vehüve mü'minün felenuḥyiyennehû ḥayâten ṭayyibeh. velenecziyennehüm ecrahüm biaḥseni mâ kânû ya`melûn.

Kadın, erkek, inanmış olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

Tefsir

فَإِذَا
zaman
قَرَأْتَ
okuduğun
ٱلْقُرْءَانَ
Kur'an
فَٱسْتَعِذْ
sığın
بِٱللَّهِ
Allah'a
مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ
şeytandan
ٱلرَّجِيمِ
kovulmuş

feiẕâ ḳara'te-lḳur'âne feste`iẕ billâhi mine-şşeyṭâni-rracîm.

Kuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

Tefsir

إِنَّهُۥ
çünkü
لَيْسَ
yoktur
لَهُۥ
o(şeyta)nın
سُلْطَٰنٌ
bir gücü
عَلَى
üzerinde
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟
inananlar
وَعَلَىٰ
ve üzerinde
رَبِّهِمْ
Rablerine
يَتَوَكَّلُونَ
dayananlar

innehû leyse lehû sülṭânün `ale-lleẕîne âmenû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

Doğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur.

Tefsir

إِنَّمَا
sadece
سُلْطَٰنُهُۥ
onun gücü
عَلَى
üzerinde
ٱلَّذِينَ
kimselere
يَتَوَلَّوْنَهُۥ
onu dost tutan(lar)
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
هُم
onlar
بِهِۦ
onu
مُشْرِكُونَ
ortak koşan(lar)

innemâ sülṭânühû `ale-lleẕîne yetevellevnehû velleẕîne hüm bihî müşrikûn.

O'nun nüfuzu sadece, O'nu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.

Tefsir