Skip to main content

يُنۢبِتُ
bitirmektedir
لَكُم
size
بِهِ
onunla
ٱلزَّرْعَ
ekinler
وَٱلزَّيْتُونَ
ve zeytin
وَٱلنَّخِيلَ
ve hurma
وَٱلْأَعْنَٰبَ
ve üzümler
وَمِن
ve
كُلِّ
her çeşitten
ٱلثَّمَرَٰتِۗ
meyvalar
إِنَّ
şüphesiz
فِى ذَٰلِكَ
bunda
لَءَايَةً
ibret vardır
لِّقَوْمٍ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

yümbitü leküm bihi-zzer`a vezzeytûne venneḫîle vel'a`nâbe vemin külli-ŝŝemerât. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yetefekkerûn.

Allah onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen kimseler için bunda ders vardır.

Tefsir

وَسَخَّرَ
hizmetinize verdi
لَكُمُ
sizin
ٱلَّيْلَ
geceyi
وَٱلنَّهَارَ
ve gündüzü
وَٱلشَّمْسَ
ve güneşi
وَٱلْقَمَرَۖ
ve ay'ı
وَٱلنُّجُومُ
ve yıldızlar da
مُسَخَّرَٰتٌۢ
boyun eğdirilmiştir
بِأَمْرِهِۦٓۗ
O'nun emriyle
إِنَّ
şüphesiz
فِى ذَٰلِكَ
bunda
لَءَايَٰتٍ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan

veseḫḫara lekümü-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. vennücûmü müseḫḫarâtüm biemrih. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy ya`ḳilûn.

Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır.

Tefsir

وَمَا
ve vardır
ذَرَأَ
yarattıklarında
لَكُمْ
sizin için
فِى ٱلْأَرْضِ
yeryüzünde
مُخْتَلِفًا
çeşitli
أَلْوَٰنُهُۥٓۗ
renklerdeki
إِنَّ
şüphesiz
فِى ذَٰلِكَ
bunda
لَءَايَةً
ibret vardır
لِّقَوْمٍ
bir toplum için
يَذَّكَّرُونَ
öğüt alan

vemâ ẕerae leküm fi-l'arḍi muḫtelifen elvânüh. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy yeẕẕekkerûn.

Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Bunda, öğüt alan kimseler için ibret vardır.

Tefsir

وَهُوَ
O'dur
ٱلَّذِى سَخَّرَ
hizmetinize veren
ٱلْبَحْرَ
denizi
لِتَأْكُلُوا۟
yemeniz için
مِنْهُ
ondan
لَحْمًا
et
طَرِيًّا
taptaze
وَتَسْتَخْرِجُوا۟
ve çıkarmanız için
مِنْهُ
ondan
حِلْيَةً
süsler
تَلْبَسُونَهَا
kuşanacağınız
وَتَرَى
ve görüyorsun ki
ٱلْفُلْكَ
gemiler
مَوَاخِرَ
denizi yara yara gitmektedir
فِيهِ
onun içinde
وَلِتَبْتَغُوا۟
aramanız için
مِن فَضْلِهِۦ
O'nun lutfunu
وَلَعَلَّكُمْ
ve olur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

vehüve-lleẕî seḫḫara-lbaḥra lite'külû minhü laḥmen ṭariyyev vetestaḫricû minhü ḥilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke mevâḫira fîhi velitebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz.

Tefsir

وَأَلْقَىٰ
ve attı
فِى ٱلْأَرْضِ
yeryüzüne
رَوَٰسِىَ
dağlar
أَن
diye
تَمِيدَ
sarsmasın
بِكُمْ
sizi
وَأَنْهَٰرًا
ve ırmaklar
وَسُبُلًا
ve yollar
لَّعَلَّكُمْ
umulur ki
تَهْتَدُونَ
doğru yolu bulursunuz

veelḳâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde biküm veenhârav vesübülel le`alleküm tehtedûn.

Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.

Tefsir

وَعَلَٰمَٰتٍۚ
ve (nice) işaretler
وَبِٱلنَّجْمِ
ve yıldız(lar)la
هُمْ
onlar
يَهْتَدُونَ
yol bulurlar

ve`alâmât. vebinnecmi hüm yehtedûn.

Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.

Tefsir

أَفَمَن
midir?
يَخْلُقُ
yaratan
كَمَن
kimse gibi
لَّا يَخْلُقُۗ
yaratmayan
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
düşünmüyor musunuz?

efemey yaḫlüḳu kemel lâ yaḫlüḳ. efelâ teẕekkerûn.

Hiç yaratan yaratamayana benzer mi? İbret almaz mısınız?

Tefsir

وَإِن
ve eğer
تَعُدُّوا۟
saysanız
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَا تُحْصُوهَآۗ
sayamazsınız
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَغَفُورٌ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir;

vein te`uddû ni`mete-llâhi lâ tuḥṣûhâ. inne-llâhe legafûrur raḥîm.

Allah'ın verdiği nimetleri sayacak olsanız bitiremezsiniz; doğrusu Allah bağışlar, merhamet eder.

Tefsir

وَٱللَّهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
her şeyi bilir
مَا تُسِرُّونَ
gizlediğiniz
وَمَا
ve
تُعْلِنُونَ
açığa vurduğunuz

vellâhü ya`lemü mâ tüsirrûne vemâ tü`linûn.

Allah, gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.

Tefsir

وَٱلَّذِينَ
kimseler
يَدْعُونَ
taptıkları
مِن دُونِ
başka
ٱللَّهِ
Allah'tan
لَا يَخْلُقُونَ
yaratamazlar
شَيْـًٔا
hiçbir şey
وَهُمْ
zaten onlar
يُخْلَقُونَ
yaratılmaktadırlar

velleẕîne yed`ûne min dûni-llâhi lâ yaḫlüḳûne şey'ev vehüm yuḫleḳûn.

Allah'ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır.

Tefsir