Skip to main content
ARBNDEENIDTRUR
bismillah
إِنَّآ
elbette biz
أَرْسَلْنَا
gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ
kavmine
أَنْ
diye
أَنذِرْ
uyar
قَوْمَكَ
kavmini
مِن قَبْلِ
önce
أَن يَأْتِيَهُمْ
onlara gelmeden
عَذَابٌ
bir azab
أَلِيمٌ
acıklı

innâ erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî en enẕir ḳavmeke min ḳabli ey ye'tiyehüm `aẕâbün elîm.

"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.

Tefsir
قَالَ
dedi
يَٰقَوْمِ
ey kavmim
إِنِّى
şüphesiz ben
لَكُمْ
sizin için
نَذِيرٌ
bir uyarıcıyım
مُّبِينٌ
açık

ḳâle yâ ḳavmi innî leküm neẕîrum mübîn.

O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

Tefsir
أَنِ
ki
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱتَّقُوهُ
ve O'ndan korkun
وَأَطِيعُونِ
ve bana da ita'at edin

eni-`büdü-llâhe vetteḳûhü veeṭî`ûn.

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Tefsir
يَغْفِرْ
bağışlasın
لَكُم
sizin için
مِّن
bir kısmını
ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan
وَيُؤَخِّرْكُمْ
ve sizi ertelesin
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍ
bir süreye
مُّسَمًّىۚ
belli
إِنَّ
zira
أَجَلَ
süresi
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
لَا يُؤَخَّرُۖ
ertelenmez
لَوْ
keşke
كُنتُمْ
olsaydınız
تَعْلَمُونَ
bilenlerden

yagfir leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫirküm ilâ ecelim müsemmâ. inne ecele-llâhi iẕâ câe lâ yü'eḫḫar. lev küntüm ta`lemûn.

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Tefsir
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
إِنِّى
şüphesiz ben
دَعَوْتُ
da'vet ettim
قَوْمِى
kavmimi
لَيْلًا
gece
وَنَهَارًا
ve gündüz

ḳâle rabbi innî de`avtü ḳavmî leylev venehârâ.

Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."

Tefsir
فَلَمْ
fakat
يَزِدْهُمْ
onların artırmadı
دُعَآءِىٓ
benim da'vetim
إِلَّا
başka bir şey
فِرَارًا
kaçışlarından

felem yezidhüm dü`âî illâ firârâ.

"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."

Tefsir
وَإِنِّى
ve elbette ben
كُلَّمَا
her nezaman
دَعَوْتُهُمْ
onları da'vet ettimse
لِتَغْفِرَ
bağışlaman için
لَهُمْ
onları
جَعَلُوٓا۟
koydular
أَصَٰبِعَهُمْ
parmaklarını
فِىٓ ءَاذَانِهِمْ
kulaklarına
وَٱسْتَغْشَوْا۟
ve başlarına çektiler
ثِيَابَهُمْ
örtülerini
وَأَصَرُّوا۟
ve direttiler
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
ve böbürlendiler
ٱسْتِكْبَارًا
kibirle

veinnî küllemâ de`avtühüm litagfira lehüm ce`alû eṣâbi`ahüm fî âẕânihim vestagşev ŝiyâbehüm veeṣarru vestekberü-stikbârâ.

"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."

Tefsir
ثُمَّ
sonra
إِنِّى
elbette ben
دَعَوْتُهُمْ
onları da'vet ettim
جِهَارًا
açıkça

ŝümme innî de`avtühüm cihârâ.

"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."

Tefsir
ثُمَّ
sonra
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
أَعْلَنتُ
açıktan söyledim
لَهُمْ
onlara
وَأَسْرَرْتُ
ve gizli söyledim
لَهُمْ
onlara
إِسْرَارًا
sır olarak

ŝümme innî a`lentü lehüm veesrartü lehüm isrârâ.

"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."

Tefsir
فَقُلْتُ
dedim ki
ٱسْتَغْفِرُوا۟
mağfiret dileyin
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
إِنَّهُۥ
çünkü O
كَانَ غَفَّارًا
çok bağışlayandır

feḳultü-stagfirû rabbeküm innehû kâne gaffârâ.

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

Tefsir
Kuran bilgisi :
Nuh
القرآن الكريم:نوح
Ayet Sajdah (سجدة):-
suresi (latin):Nuh
sayı Suresi:71
Genel Toplam ayet:28
Toplam kelimeler:224
Toplam karakter:999
sayı Ruku:2
yer:Mekke
Azalan Sipariş:71
Ayetten Başlarken:5419