Skip to main content
bismillah

يَٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا تَتَّخِذُوا۟
edinmeyin
عَدُوِّى
benim düşmanımı
وَعَدُوَّكُمْ
ve sizin düşmanınızı
أَوْلِيَآءَ
dostlar
تُلْقُونَ
siz iletiyorsunuz
إِلَيْهِم
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ
sevgi
وَقَدْ
halbuki
كَفَرُوا۟
onlar inkar ettiler
بِمَا
şeyi
جَآءَكُم
size gelen
مِّنَ ٱلْحَقِّ
haktan
يُخْرِجُونَ
(yurdunuzdan) çıkardılar
ٱلرَّسُولَ
Elçiyi
وَإِيَّاكُمْۙ
ve sizi
أَن
dolayı
تُؤْمِنُوا۟
inandığınızdan
بِٱللَّهِ
Allah'a
رَبِّكُمْ
Rabbiniz
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
خَرَجْتُمْ
çıkmış
جِهَٰدًا
cihadetmek için
فِى سَبِيلِى
benim yolumda
وَٱبْتِغَآءَ
ve kazanmak için
مَرْضَاتِىۚ
benim rızamı
تُسِرُّونَ
(nasıl) gizliyorsunuz
إِلَيْهِم
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ
içinizde sevgi
وَأَنَا۠
oysa ben
أَعْلَمُ
bilirim
بِمَآ
şeyleri
أَخْفَيْتُمْ
sizin gizlediğiniz
وَمَآ
ve şeyleri
أَعْلَنتُمْۚ
açığa vurduğunuz
وَمَن
ve kim
يَفْعَلْهُ
bunu yaparsa
مِنكُمْ
sizden
فَقَدْ
elbette
ضَلَّ
sapmıştır
سَوَآءَ
doğru
ٱلسَّبِيلِ
yoldan

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû `adüvvî ve`adüvveküm evliyâe tülḳûne ileyhim bilmeveddeti veḳad keferû bimâ câeküm mine-lḥaḳḳ. yuḫricûne-rrasûle veiyyâküm en tü'minû billâhi rabbiküm. in küntüm ḫaractüm cihâden fî sebîlî vebtigâe merḍâtî tüsirrûne ileyhim bilmeveddeh. veenâ a`lemü bimâ aḫfeytüm vemâ a`lentüm. vemey yef`alhü minküm feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.

Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.

Tefsir

إِن
eğer
يَثْقَفُوكُمْ
onlar sizi ele geçirseler
يَكُونُوا۟
olurlar
لَكُمْ
size
أَعْدَآءً
düşman
وَيَبْسُطُوٓا۟
ve uzatırlar
إِلَيْكُمْ
size
أَيْدِيَهُمْ
ellerini
وَأَلْسِنَتَهُم
ve dillerini
بِٱلسُّوٓءِ
kötülükle
وَوَدُّوا۟
ve isterler
لَوْ
keşke
تَكْفُرُونَ
inkar etseniz

iy yeŝḳafûküm yekûnû leküm a`dâev veyebsüṭû ileyküm eydiyehüm veelsinetehüm bissûi veveddû lev tekfürûn.

Eğer sizi elegeçirirlerse sizin onlara gösterdiğiniz sevgiyi göstermezler, size düşman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek için uzatırlar, keşke inkar etseniz isterler.

Tefsir

لَن
asla
تَنفَعَكُمْ
size fayda vermez
أَرْحَامُكُمْ
akrabanız
وَلَآ
ne de
أَوْلَٰدُكُمْۚ
çocuklarınız
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
يَفْصِلُ
ayırır
بَيْنَكُمْۚ
aranızı
وَٱللَّهُ
ve Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرٌ
görmektedir

len tenfe`aküm erḥâmüküm velâ evlâdüküm. yevme-lḳiyâmeh. yefṣilü beyneküm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.

Tefsir

قَدْ
elbette
كَانَتْ
vardır
لَكُمْ
sizin için
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌ
güzel
فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'de
وَٱلَّذِينَ
ve bulunanlarda
مَعَهُۥٓ
onunla beraber
إِذْ
hani
قَالُوا۟
onlar demişlerdi
لِقَوْمِهِمْ
kavimlerine
إِنَّا
elbette biz
بُرَءَٰٓؤُا۟
uzağız
مِنكُمْ
sizden
وَمِمَّا
ve
تَعْبُدُونَ
taptıklarınızdan
مِن دُونِ
başka
ٱللَّهِ
Allah'tan
كَفَرْنَا
tanımıyoruz
بِكُمْ
sizi
وَبَدَا
ve belirmiştir
بَيْنَنَا
bizim aramızda
وَبَيْنَكُمُ
sizinle
ٱلْعَدَٰوَةُ
bir düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءُ
ve nefret
أَبَدًا
sürekli
حَتَّىٰ
kadar
تُؤْمِنُوا۟
siz inanıncaya
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَحْدَهُۥٓ
bir tek
إِلَّا
yalnız hariçtir
قَوْلَ
demesi
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in
لِأَبِيهِ
babasına
لَأَسْتَغْفِرَنَّ
mağfiret dileyeceğim
لَكَ
senin için
وَمَآ
fakat
أَمْلِكُ
gücüm yetmez
لَكَ
senin için
مِنَ ٱللَّهِ
Allahtan
مِن
(gelecek)
شَىْءٍۖ
bir şeye
رَّبَّنَا
Rabbimiz
عَلَيْكَ
sana
تَوَكَّلْنَا
dayandık
وَإِلَيْكَ
ve sana
أَنَبْنَا
yöneldik
وَإِلَيْكَ
ve sanadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

ḳad kânet leküm üsvetün ḥasenetün fî ibrâhîme velleẕîne me`ah. iẕ ḳâlû liḳavmihim innâ büraâü minküm vemimmâ ta`büdûne min dûni-llâh. kefernâ biküm vebedâ beynenâ vebeynekümü-l`adâvetü vebagḍâü ebeden ḥattâ tü'minû billâhi vaḥdehû illâ ḳavle ibrâhîme liebîhi leestagfiranne leke vemâ emlikü leke mine-llâhi min şey'. rabbenâ `aleyke tevekkelnâ veileyke enebnâ veileyke-lmeṣîr.

İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."

Tefsir

رَبَّنَا
Rabbimiz
لَا تَجْعَلْنَا
bizi yapma
فِتْنَةً
bir sınav
لِّلَّذِينَ
kimseler için
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَٱغْفِرْ
e bağışla
لَنَا
bizi
رَبَّنَآۖ
Rabbimiz
إِنَّكَ
ancak Sensin
أَنتَ
Sen
ٱلْعَزِيزُ
yegane galib
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibi

rabbenâ lâ tec`alnâ fitnetel lilleẕîne keferû vagfir lenâ rabbenâ. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

"Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın."

Tefsir

لَقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لَكُمْ
sizin için
فِيهِمْ
onlarda
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌ
güzel
لِّمَن
kimseler için
كَانَ يَرْجُوا۟
arzu edenler
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَٱلْيَوْمَ
ve gününü
ٱلْءَاخِرَۚ
ahiret
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّ
yüz çevirirse
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O'dur
ٱلْغَنِىُّ
zengin olan
ٱلْحَمِيدُ
övgüye layık olan

leḳad kâne leküm fîhim üsvetün ḥasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-l'âhir. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.

And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.

Tefsir

عَسَى
belki de
ٱللَّهُ
Allah
أَن يَجْعَلَ
koyar
بَيْنَكُمْ
sizinle
وَبَيْنَ
arasına
ٱلَّذِينَ عَادَيْتُم
düşman olduklarınız
مِّنْهُم
onlardan
مَّوَدَّةًۚ
bir sevgi
وَٱللَّهُ
ve Allah
قَدِيرٌۚ
kadirdir
وَٱللَّهُ
ve Allah
غَفُورٌ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir

`asa-llâhü ey yec`ale beyneküm vebeyne-lleẕîne `âdeytüm minhüm meveddeh. vellâhü ḳadîr. vellâhü gafûrur raḥîm.

Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.

Tefsir

لَّا يَنْهَىٰكُمُ
sizi men'etmez
ٱللَّهُ
Allah
عَنِ ٱلَّذِينَ
kimselerden
لَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ
sizinle savaşmayan
فِى
hakkında
ٱلدِّينِ
din
وَلَمْ
ve
يُخْرِجُوكُم
sizi çıkarmayan
مِّن دِيَٰرِكُمْ
yurtlarınızdan;
أَن تَبَرُّوهُمْ
iyilik etmekten
وَتُقْسِطُوٓا۟
ve adaletli davranmaktan
إِلَيْهِمْۚ
onlara
إِنَّ
şüphesiz ki
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ
adalet yapanları

lâ yenhâkümü-llâhü `ani-lleẕîne lem yüḳâtilûküm fi-ddîni velem yuḫricûküm min diyâriküm en teberrûhüm vetuḳsiṭû ileyhim. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.

Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.

Tefsir

إِنَّمَا
ancak
يَنْهَىٰكُمُ
sizi men'eder
ٱللَّهُ
Allah
عَنِ ٱلَّذِينَ
kimselerden
قَٰتَلُوكُمْ
sizinle savaşan
فِى
hakkında
ٱلدِّينِ
din
وَأَخْرَجُوكُم
ve sizi çıkaran
مِّن دِيَٰرِكُمْ
yurtlarınızdan
وَظَٰهَرُوا۟
ve yardım eden
عَلَىٰٓ إِخْرَاجِكُمْ
çıkarılmanıza
أَن تَوَلَّوْهُمْۚ
dost olmanızdan
وَمَن
ve kim
يَتَوَلَّهُمْ
onlarla dost olursa
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimler

innemâ yenhâkümü-llâhü `ani-lleẕîne ḳâtelûküm fi-ddîni veaḫracûküm min diyâriküm veżâherû `alâ iḫrâciküm en tevellevhüm. vemey yetevellehüm feülâike hümu-żżâlimûn.

Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.

Tefsir

يَٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
جَآءَكُمُ
size geldiği
ٱلْمُؤْمِنَٰتُ
mü'min kadınlar
مُهَٰجِرَٰتٍ
göç ederek
فَٱمْتَحِنُوهُنَّۖ
onları imtihan edin
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِإِيمَٰنِهِنَّۖ
onların imanlarını
فَإِنْ
eğer
عَلِمْتُمُوهُنَّ
anlarsanız
مُؤْمِنَٰتٍ
inanmış olduklarını
فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ
onları geri döndürmeyin
إِلَى ٱلْكُفَّارِۖ
kafirlere
لَا
değildir
هُنَّ
bunlar (kadınlar)
حِلٌّ
helal
لَّهُمْ
onlara
وَلَا
ve değildir
هُمْ
onlar
يَحِلُّونَ
helal
لَهُنَّۖ
bunlara
وَءَاتُوهُم
ve onlara verin
مَّآ
şey(leri)
أَنفَقُوا۟ۚ
onların harcadıkları
وَلَا
ve yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكُمْ
sizin için
أَن تَنكِحُوهُنَّ
bunlarla evlenmenizde
إِذَآ
takdirde
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
kendilerine verdiğiniz
أُجُورَهُنَّۚ
ücretlerini
وَلَا
ve
تُمْسِكُوا۟
tutmayın
بِعِصَمِ
ismetlerini
ٱلْكَوَافِرِ
kafir kadınların
وَسْـَٔلُوا۟
isteyin
مَآ
şeyi (mehri)
أَنفَقْتُمْ
harcadığınız
وَلْيَسْـَٔلُوا۟
ve onlar da istesinler
مَآ
şeyi
أَنفَقُوا۟ۚ
harcadıkları
ذَٰلِكُمْ
bu size
حُكْمُ
hükmüdür
ٱللَّهِۖ
Allah'ın
يَحْكُمُ
(böyle) hükmediyor
بَيْنَكُمْۚ
aranızda
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ câekümü-lmü'minâtü mühâcirâtin femteḥinûhünn. allâhü a`lemü biîmânihinn. fein `alimtümûhünne mü'minâtin felâ terci`ûhünne ile-lküffâr. lâ hünne ḥillül lehüm velâ hüm yeḥillûne lehünn. veâtûhüm mâ enfeḳû. velâ cünâḥa `aleyküm en tenkiḥûhünne iẕâ âteytümûhünne ücûrahünn. velâ tümsikû bi`iṣami-lkevâfiri ves'elû mâ enfaḳtüm velyes'elû mâ enfeḳû. ẕâliküm ḥukmü-llâh. yaḥkümü beyneküm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.

Tefsir
Kuran bilgisi :
Mümtahine
القرآن الكريم:الممتحنة
Ayet Sajdah (سجدة):-
suresi (latin):Al-Mumtahanah
sayı Suresi:60
Genel Toplam ayet:13
Toplam kelimeler:348
Toplam karakter:1510
sayı Ruku:2
yer:Medine
Azalan Sipariş:91
Ayetten Başlarken:5150