Skip to main content

وَنَبِّئْهُمْ
onlara haber ver
عَن ضَيْفِ
konuklarından
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'in

venebbi'hüm `an ḍayfi ibrâhîm.

Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:

Tefsir

إِذْ
ne zaman ki
دَخَلُوا۟
girmdiler
عَلَيْهِ
onun yanına
فَقَالُوا۟
ve dediler
سَلَٰمًا
Selam
قَالَ
dedi ki
إِنَّا
elbette biz
مِنكُمْ
sizden
وَجِلُونَ
korkuyoruz

iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

Tefsir

قَالُوا۟
dediler
لَا تَوْجَلْ
korkma
إِنَّا
biz
نُبَشِّرُكَ
sana müjdeleriz
بِغُلَٰمٍ
bir çocuk
عَلِيمٍ
bilgin

ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin `alîm.

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

Tefsir

قَالَ
dedi ki
أَبَشَّرْتُمُونِى
beni mi müjdelediniz?
عَلَىٰٓ
(rağmen)
أَن مَّسَّنِىَ
bana dokunasına
ٱلْكِبَرُ
ihtiyarlık
فَبِمَ
ne tuhaf
تُبَشِّرُونَ
müjdeliyorsunuz

ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.

"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:

Tefsir

قَالُوا۟
dediler
بَشَّرْنَٰكَ
sana müjdeledik
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
فَلَا
asla
تَكُن
olma
مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ
umut kesenlerden

ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.

"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.

Tefsir

قَالَ
dedi
وَمَن
kim
يَقْنَطُ
umut keser
مِن رَّحْمَةِ
rahmetinden
رَبِّهِۦٓ
Rabbinin
إِلَّا
başka
ٱلضَّآلُّونَ
sapıklardan

ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

Tefsir

قَالَ
dedi
فَمَا
nedir?
خَطْبُكُمْ
işiniz
أَيُّهَا
Ey
ٱلْمُرْسَلُونَ
elçiler

ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

Tefsir

قَالُوٓا۟
dediler
إِنَّآ
şüphesiz biz
أُرْسِلْنَآ
gönderildik
إِلَىٰ قَوْمٍ
bir kavme
مُّجْرِمِينَ
suç işleyen

ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Tefsir

إِلَّآ
yalnız hariç
ءَالَ
ailesi
لُوطٍ
Lut
إِنَّا
elbette biz
لَمُنَجُّوهُمْ
onları kurtaracağız
أَجْمَعِينَ
hepsini

illâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecme`în.

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Tefsir

إِلَّا
ancak hariç
ٱمْرَأَتَهُۥ
karısı
قَدَّرْنَآۙ
olmasını uygun gördük
إِنَّهَا
onun
لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
geri kalanlardan

ille-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Tefsir